Allah Kuran'ın pek
çok ayetinde yeryüzündeki ve gökyüzündeki kusursuz dengeye dikkat
çeker ve bu konular üzerinde düşünülmesini ister. Çünkü düşünen
insan Allah'ın ayetlerini görür ve Rabbini daha iyi tanır.Kuran'da
bazı canlılara özellikle dikkat çekilmiştir. Bunlardan bir tanesi
de arılardır. Arılar herkesin varlığından haberdar olduğu küçük
canlılardır. Şimdi bu canlılar hakkında birkaç basit soru soralım.
Arılar ne yaparlar? Bu, herkesin cevabını bildiği bir sorudur; arılar
bal yaparlar, petek yaparlar. Tekrar soru soralım: Peki arılar niçin
bal yaparlar?
Bazı insanlar bu sorunun cevabının öneminin farkında bile değildir.
Kimi bu konu üzerinde düşünmemiştir bile. Kimileri de arının Darwin'in
tarif ettiği gibi bir evrim süreci sonunda var olduğunu savunur.
Söz konusu evrimci çevrelere göre arılar diğer bütün canlılar gibi
bir tesadüfler zinciri sonucunda ortaya çıkmışlardır. "İçgüdü" denilen
bir dürtü de yine rastlantılar sonucunda arılara bal yapmayı öğretmiştir.
Ancak sorunun asıl doğru cevabı, insan için çok önemli olan bir
konuyu içerir. Arı, birçok mükemmel özelliğiyle birlikte Allah tarafından
yaratılmıştır ve O'nun ilhamıyla insanlar için bal üretmektedir.
Şimdi Allah'ın Kuran'da bahsettiği bu yaratılış delilini birlikte
inceleyelim.Arılar toplu yaşayan canlılardır ve bir kovanda yaşamın
devamlılığını sağlamak için hep birlikte çalışırlar. 60-70 bin arının
yaşadığı bir kovanda düzen nasıl sağlanır? Nasıl olur da hiç karışıklık
çıkmaz? Bu düzeni arıların kendilerinin oluşturması mümkün müdür?
Bütün bu soruların cevapları insanlarla arılar karşılaştırılarak
verilecek olursa kovanda sağlanmış olan kusursuz düzendeki olağanüstülük
daha iyi anlaşılacaktır.
Birlikte iş yapmak üzere biraraya gelmiş insan topluluklarında
en zor aşama, çalışma planının ve görev organizasyonunun yapılmasıdır.
Eğer bulunulan yer bir fabrikaysa, işçilerin başında usta başları,
usta başlarının başında mühendisler, mühendislerin başlarında idari
kadro, idari kadronun üzerinde genel müdür bulunur. Fabrikanın verimli
çalışması için oldukça büyük emek ve para harcanır. Kısa ve uzun
dönem planları yapılır, istatistikler çıkarılır. Üretim sırasında
daha önceden hazırlanmış üretim planları kullanılır ve her aşamada
kalite kontrolü yapılır. Ustabaşlarının, mühendislerin, idari kadro
ve üst düzey yöneticilerin herbiri görevlerine gelmeden önce yıllarca
süren akademik veya pratik eğitimden geçmişlerdir.Ancak bütün bu
verilen örnekler ve benzeri organizasyonların tam olarak kurulması
ve eksiksiz işlemesi sonucunda, birkaç yüz insanın uyum içinde çalışması
sağlanır.
Birkaç yüz akıl ve irade sahibi insanı birarada çalıştırmak için
böylesine detaylı bir organizasyon gerekirken, onbinlerce arı hiçbir
insan topluluğunun başaramayacağı mükemmellikte bir organizasyon
içinde çalışmaktadırlar. Peki ama nasıl? Bu sorunun cevabını da
yine insanlarla arıları karşılaştırarak verelim.
Arılar insanlar gibi eğitimden geçmezler. Her biri görevini doğar
doğmaz yerine getirmeye başlar. Fabrikadaki her eleman kendi çıkarları
için çalışır. Oysa arıların yaptıkları işten kişisel bir çıkarları
yoktur.Fabrikada işçisinden, idari personeline kadar her çalışanın
bir çalışma saati, tatil hakkı varken, arılar ömürleri boyunca hiç
durmadan insanlar için çalışır dururlar.
Peki bu kadar kusursuz bir düzeni sağlayan nedir? Tesadüfler 60-70
bin arıyı biraraya getirip de düzene sokabilir mi? Tesadüfler on
binlerce arının her birine kendi yapacağı işi öğretip karışıklık
çıkmamasını sağlayacak bir sistemi oluşturabilir mi? Tabii ki hayır.
Tesadüfler kesinlikle bir düzen oluşturamazlar. Tesadüfler sadece
karmaşa ortaya çıkarırlar. Tüm evrende var olan düzen gibi, arıların
hayatlarındaki düzen de tesadüflerin eseri olamaz.Bir kovanda uyum
içinde yaşayan on binlerce arının hepsini aynı makinanın dişlileriymiş
gibi uyum içinde, hiç durmaksızın çalıştıran Allah'tır. Arılar da
yeryüzündeki tüm canlılar gibi Allah'ın ilhamıyla hareket ederler.
Bu gerçek Nahl Suresi'nde şöyle bildirilmektedir:
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda
ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin
tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver.
Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar
için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten
bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)
Bir kovanda işçi arılar, kraliçe arı ve erkek arılar bulunur. İşçi
arılar kovandaki bütün işleri üstlenmişlerdir ve büyüdükleri hücreden
çıktıkları andan itibaren gelişimleri ile orantılı olarak kovan
içindeki görevleri de değişir. İşçi arılar yaşamları boyunca kovan
içindeki her türlü işle ilgilenmiş olurlar. İlk üç günleri kovan
temizleyicisi olarak geçer.
1. Kovanda Temizlik:Kovan
temizliği arıların ve larvaların sağlığı açısından çok önemlidir.
Arılar kovanda gereksiz gördükleri herşeyi dışarı taşırlar, taşıyamayacakları
kadar büyük olan ve kovana dışarıdan giren böcekleri de öldürürler
ve bir maddeyle kaplayarak bir nevi mumyalama işlemi yaparlar. Dikkat
edilirse burada çok ilginç ayrıntılar vardır. Öncelikle arılar ölen
bir canlının hem bozulacağını bilmekte ve hem de kendilerine zarar
vermesini engellemek için mumyalanması gerektiğini de bilmektedirler.
Ayrıca arılar bu işlemde çok özel bir madde olan "propolis"i kullanırlar.
Propolisin özelliği, içinde bakteri barınamamasıdır. Yani mumyalama
işi için ideal bir maddedir. Acaba arılar bu maddenin mumyalama
için ideal bir madde olduğunu nereden bilirler ve bunu nasıl üretirler?
Arıların bu konuda bir bilgilerinin bulunmadığı açıktır. Kendi
kendilerine ne ölen canlıların bedenlerinin bozulacağını bilmelerine,
ne propolis gibi bir maddeden haberdar olmalarına, ne de mumyalama
gibi bir işlemi akletmelerine de imkan yoktur. Akıl ve bilgi gerektiren
bütün bu işlemleri tesadüfen de bulmuş olamazlar. Bu bilgiler arılara
yaratıcıları olan Allah tarafından ilham edilmektedir.
2. Bakıcı Arılar:Arılar
3. günden sonraki bir hafta boyunca ise adeta dadılık yaparlar.
Vücutlarındaki bazı salgı bezlerinin harekete geçmesi üzerine, aniden
larvaların bakımı işine yönelirler. Larvaların bütün bakımıyla 3
ila 10 günlük arılar ilgilenirler. Larvaların kimini arı sütüyle,
kimini de bal-çiçek tozu karışımıyla beslerler.
3. Petek Mimarları: 10. gününden
itibaren işçilerin karnındaki balmumu bezleri gelişmeye başlar ve
balmumu yapacak hale gelirler. İşçi arılar artık balmumuyla petek
inşa eden inşaat işçileridirler.
4. Gardiyan Arılar: Arılar 10 gün
boyunca petek üretimine devam ederler. Ama doğumlarının 20. gününde
yine görev değiştirirler. Bu kez kovan girişinde gardiyanlık yaparlar.
Arıların vücudunda yine bir değişim olur ve iğne bezleri zehir üretmeye
başlar ve gardiyan olan arılar kovan kapısında nöbet tutarak davetsiz
misafirlerin içeri girmesini engellerler.
Dış görünüş olarak arılar birbirlerine çok benzerler. Bu benzerliğe
rağmen kovana giren herhangi bir yabancı arı hemen tanınır ve anında
kovandan dışarı atılır ya da öldürülür. Bu noktada akla hemen bir
soru gelir; arılar birbirlerini nasıl tanırlar? Her kovanda kraliçenin
salgıladığı kimyasal bir madde vardır ve bu madde kovandaki bütün
arılar tarafından bilinir. Ayrıca kovandaki bütün arılar da bu maddeyi
kraliçeden alırlar yani kraliçe ile aynı kokuya sahip olurlar. İşte
bu madde sayesinde aynı kolonideki bütün bireyler birbirlerini kolaylıkla
tanırlar.
5. Polen Toplayıcısı Arılar:Arılar toplam altı haftalık hayatlarının kalan bölümünde çiçekleri
araştıran birer balözü toplayıcısı olurlar.
İşçi arılar kovandaki bütün bu işleri yaparken kraliçe arıya düşen
görev sadece üremektir. Kraliçe arı bütün ömrü boyunca hiç durmadan
yumurtlar, ve bütün ihtiyaçları işçi arılar tarafından karşılanır.
Arıların yaşamındaki bu ilginç süreç, karşımıza pek çok soru çıkarmaktadır.
Dünyaya gözlerini yeni açan bir canlı, arı gibi hiçbir aklı, zekası
olmayan bir böcek, nasıl olmaktadır da yapması gereken işleri harfiyyen
bilmektedir? Nasıl olmaktadır da bu hayvanın vücudu, önce temizlik
yapmaya ayarlı iken, bir anda bazı salgı bezlerinin harekete geçmesiyle
larvalara bakmaya uygun hale gelmektedir. 4-5 gün öncesinde kendisi
bir larva olan arı, bunları nasıl akletmektedir? Yine birdenbire
vücudu değişerek balmumu salgılamaya uygun hale gelmekte ve birdenbire
bir inşaat işçisine ve daha sonra yine değişerek bir gardiyana dönüşmektedir.
Görüldüğü gibi kovan içinde kusursuz bir düzen vardır ve bu düzen
sayesinde 60-70 bin arı hiçbir karışıklık çıkmadan yaşamlarını sürdürürler.
Bu kusursuz düzeni kuran ve devamlılığını sağlayan hiç kuşkusuz
ki arıların aklı, tecrübesi ya da kusursuz organizasyon yetenekleri
değildir. Arılar da yeryüzündeki diğer bütün canlılar gibi üstün
bir ilmin sahibi olan Allah'a boyun eğmişlerdir ve O'nun ilhamıyla
hareket etmektedirler.