Bilim adamları yıllardır
canlılardaki şaşırtıcı özelliklerin nasıl ortaya çıktığını araştırmaktadırlar.
Bu canlıların nasıl olup da bulundukları ortamla hemen hemen aynı
rengi alabildikleri, başka bir canlının görüntüsünü nasıl taklit
ettikleri, savunma amaçlı kullandıkları zehirlere karşı nasıl bağışıklık
kazandıkları, nasıl olup da isabetli kararlar verdikleri, normal
şartlar altında düşman olması gereken canlıların nasıl olup da sürekli
beraber yaşadıkları, kendi aralarında nasıl iletişim kurdukları
gibi pek çok sorunun cevabı bilim adamları tarafından verilmeye
çalışılmaktadır. Oysa canlıların ortaya çıkışları ve sahip oldukları
özelliklerle ilgili bu gibi soruların tek bir cevabı vardır. Yeryüzündeki
tüm canlılar Allah tarafından yaratılmıştır. Bu, çok açık ve kesin
bir gerçektir.
Canlılardaki tasarım örnekleri,
bize bu olağanüstü düzeni yaratmış olan Allah'ın benzersiz sanatını
ve gücünün sınırsızlığını tanıtan ayetlerden, yani delillerdendir.
Önemli olan bu ayetleri görebilmek ve Allah'ın yüceliğini, büyüklüğünü
takdir edebilmektir. Allah bunu takdir edemeyen kişilerin durumunu
bir ayetinde şöyle haber vermektedir.
Göklerde ve yerde nice
ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp
giderler. Onların çoğu Allah'a iman etmezler de ancak şirk katıp-dururlar.
(Yusuf Suresi, 105-106)
Gazellerdeki
Kusursuz Soğutma Sistemi
Soğutma sistemlerini ilk keşfedenler
insanlar değildir. Sıcakkanlı her canlı, ısı kontrolü için birçok
mekanizmaya sahiptir. Afrika'nın hızlı koşan gazeli, sık sık düşmanlarından
kaçmak için koşmak zorunda kalır. Bu sürat koşusu gazelin vücut
ısısını yükseltir. Fakat gazelin hayatta kalabilmesi için beyninin
vücudundan daha serin tutulması gerekir.Gazel beynini serin tutmak
için, başının sağ tarafında, kendine has bir soğutma sistemine sahiptir.
Gazellerin ve benzer hayvanların, soluk alma kanallarının ardında
uzanan, büyük kan birikintilerinin içerisinden yayılan yüzlerce
küçük atardamar vardır. Soluklanmış hava buruna ait bu gölcüğü soğutur,
bu yüzden küçük atardamarların içerisinden geçen kan soğumuş olur.
Sonra küçük atardamarlar kanı beyne taşıyan tek bir kan damarı içerisinde
biraraya gelirler. (Lawrence O. Richards, It Couldn't Just Happen
s.108) Şayet beynin soğutulması için bu sistem olmasaydı gazel de
hayatını devam ettiremezdi. Gazellerin tam ihtiyacı olan bu sistemi
yaratan üstün güç sahibi olan Allah'tır.
Yuva
Yapma Ustası Kuşlar
Arı yiyici
kuşların arıları ve diğer böcekleri havada tutup yakalayabilecek
kadar etkili gagaları vardır. Bunun yanı sıra kuşun gagası taşları
kazabilecek kadar da güçlüdür. Arı yiyici kuş yuvasını bir kum taşı
uçurumunun ön kısmına ya da bir nehrin kıyısındaki sert çamurlara
gagasıyla sürekli olarak vurup oyuklar açarak yapar. Yaklaşık olarak
1 m uzunluğunda dar bir tünel açana kadar büyük bir ustalıkla kazısına
devam eder. (David Attenborough, The Trials of Life, sf.137)
Usta Avcılar:
Su Miğferleri
Su miğferleri (Utricularia) dünyanın
her yanındaki bataklıklarda, durgun ve yavaş akıntılı sularda görülen
yüzücü bitkilerdir. Gövde saplarının üstünde yaklaşık 6 mm. çapında
küçük keseler vardır. Bu keselerin girişinde yalnız içeriye doğru
açılan birer kapakçık bulunur. Yüzücü böcekler bu keselerin ağzındaki
incecik tüylere dokunduğunda kapakçık hemen açılır. Böylece, suda
yüzen böcekler tıpkı elektrik süpürgesinin tozları emdiği gibi suyla
birlikte kesenin içine çekilirler. Hemen arkasından kesenin kapağı
kapanır. Yarım saat kadar sonra kapan yeniden hazır duruma gelir.
Kapağın kapanma hareketi o kadar hızlıdır ki, bilim adamları çok
uzun bir süre bu kapanın nasıl çalıştığını anlayamamışlardır. Ancak
saniyenin her yüzde birinde bir görüntü çeken otomatik fotoğraf
makineleriyle alınan filmlerin incelenmesinden sonra, su miğferinin
avlanma düzeneğinin nasıl işlediği anlaşılabilmiştir. (Temel Britannica
Ansiklopedisi, Cilt 4, s. 8) Tesadüfen ortaya çıkması kesinlikle
imkansız olan bu sistem Allah'ın yaratma sanatının örneklerinden
yalnızca bir tanesidir.
Arıların Kovanlarını
Havalandırması
New York State Üniversitesi biyologları,
arılar üzerinde çeşitli incelemeler yapmışlardır. Arıları İnceleme
Grubu'ndan Edward Southwick ve Robin Moritz, arıların kovan içinde
solunumu nasıl gerçekleştirdiklerini araştırdılar. Yapılan incelemeler
sonucunda, arı kovanında sadece bir delik bulunmasına rağmen, arıların
içerideki sıcaklık ve nemi kanatlarıyla kontrol ettikleri bulunmuştur.
Ancak araştırmacıları asıl olarak düşündüren şey, arıların içerideki
kirli havayı dışarıdaki temiz hava ile nasıl değiştirdikleriydi.
Bu sorunun cevabını bulmak için araştırmacılar bir arı kovanında
sadece tek bir delik kalması için kovanı tamamen sıvadılar. Kovandaki
hava dolaşımını sağlamak için yüzlerce arının kovanın içinde, diğer
arıların da kovan girişinin iç ve dış kısımlarında durarak hava
dolaşımını sağladıklarını, kanatlarını çırpınca kirli havanın dışarıya
çıktığını, kanat çırpmayı bırakınca da temiz havanın içeri girdiğini
gözlediler. (Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:259, s.37) İnsanların
ancak gözlemler sonucunda kovanın içinde ne gibi işlemler yaptıkları
hakkında bilgi elde edebildikleri arılar, milyonlarca yıldır Allah'ın
ilhamı ile hareket etmektedirler.
Oxpeckerlar
ile Ortak Yaşam
Oxpecker denen kuşlar Afrika bufalosu,
gergedanlar ve diğer büyük av hayvanlarının derilerinin üzerindeki
kenelerle beslenir. Bu ortak yaşamda her iki taraf da karşılıklı
çok fazla fayda sağlarlar. Bu şekilde av hayvanları hem parazitlerinden
kurtulmuş olur hem de herhangi bir tehlike durumunda kuşlardan yüksek
sesli bir uyarı alırlar. Kuşlar da besin, hareket eden bir tünek
ve hatta yuvalarının içini kaplamak için tüy elde eder. (Michael
Scott, The Young Oxford Book of Ecology, s. 31)