Kuruluşunun 2212. Yıldönümünde
Türk Kara Kuvvetleri -3-
Türk Kara Kuvvetleri Tarihçesi
Harun Yahya
ATATÜRK VE TÜRK ORDUSU
Atatürk'ün bizlere miras olarak bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti,
onun askeri ve siyasi dehasının bir neticesidir. Türk Milleti ise
Atatürk'ün kurduğu bu Cumhuriyetin yılmaz bekçisidir. Ancak onun
bu mirasının değerini kavrayabilmek ve Türkiye Cumhuriyeti'ni dünyanın
en güçlü devletleri arasında hak ettiği yere ulaştırabilmek için
her Türk ferdinin Atatürk'ü çok yakından tanıması gerekmektedir.
Dünkü yazımızda Türk Milleti'nin ve Türk Kara Kuvvetleri'nin şanlı
tarihi hakkında kısa bilgi verdik ve Türk'ün asker yönünün ne kadar
güçlü olduğu üzerinde durduk. Vatanına, özgürlüğüne ve şerefine
düşkün olan Türk Milleti'nin, milli varlığı ve bağımsızlığı uğruna
gösteremeyeceği kudret ve fedakarlık yoktur. Kurtuluş Savaşı Türk'ün
bu üstün seciyesinin tüm açıklığıyla ortaya konduğu çok şerefli
bir mücadele olmuştur. Atatürk de dünyanın en donanımlı ordularına
karşı Milli Mücadele'yi başlatırken Türk Milleti'ne olan güvenini
sık sık dile getirmiş ve Türk Ordusunu en büyük destekçisi olarak
görmüştür. Atatürk'ün bu konuyla ilgili bir sözü şu şekildedir:
"Ordu, Türk Ordusu, işte bütün milletin göğsünü itimat (güven),
gurur duygularıyla kabartan şanlı adı. Ordumuz, Türk birliğinin,
Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş
bir ifadesidir. Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini
tahakkuk ettirmek (gerçekleştirmek) için sarfetmekte olduğumuz
sistemli çalışmaların yenilenmesi imkansız teminatıdır." (Cihat
İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi,
İstanbul,1981, s. 161)
TÜRK ORDUSUNUN ŞANLI MAZİSİ
Vatan evlatlarının vatanın bölünmez bütünlüğü için biraraya geldiği,
mazisi şanlı, geleceği parlak Türk Ordusunu Atatürk şu sözleriyle
tanımlamaktadır:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ordusu, istilalar yapmak veya
saltanatlar kurmak için şunun bunun elinde ihtiras aleti olmaktan
münezzehtir (şunun bunun elinde tutku aracı olmayacak kadar temizdir).
İnsanca ve müstakil (bağımsız) yaşamaktan başka gayesi (amacı)
olmayan milletin aynı ideale bağlı ve yalnız onun emrine tabi
(onun emrinde) ve sadık öz evlatlarından mürekkep (oluşan) muhterem
ve kuvvetli bir heyettir (saygın ve güçlü bir kuruluştur)." (Cihat
İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi,
İstanbul,1981, s. 169)
Atatürk Türk Ordusuna her zaman çok büyük bir güven duymuş, Kurtuluş
Savaşı'ndan büyük bir zafer ile çıkılacağını her fırsatta dile getirmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk bir konuşmasında bu düşüncelerini şu şekilde
dile getirmiştir:
"Ulusumuzun ve onun yönetimini üstlenmiş olan Büyük Millet Meclisi'nin,
büyük savaşımda kesinlikle başarılı olacağına inanıyorum. Bu hususların
sağlanması için etkin nedenler ve araçlar vardır. Burada yalnızca
şunu belirtmek isterim; bu etmen ve nedenlerin başında en etkilisi,
Ordumuzdur. Ordumuz, yaşam ve onur savaşında, ulusun ve ulusun
amaçlarının tek dayanağıdır. Ordu kendisine düşen bu yüce görevinde,
hakkıyla başarılı olabilmesi için, gereken niteliğin birincisi,
demir gibi güvenliktir. Orduda güvenliğin tek oluşum aracı aydın,
kahraman, özverili subaylardır. Bugün Ordumuzun subayları, saydığım
niteliklere tamamen sahiptir. Fakat buna bir şey eklemek gerekir
ki, bu içinde bulunduğumuz olağanüstü durumlar ve koşulların coşkularıyla,
istekleriyle yetişecek olan genç subaylarımız, bize, gelecek için
daha güçlü umutlar vereceklerdir." (Vural Sözer, Atatürklü Günler,
Barajans Yayınları, İstanbul, 1998, s. 507 )
MİLLİ EGEMENLİĞİN ÖNEMİ VE MUHAFAZASI
Atatürk'ün büyük bir güven ve saygı duyduğu, milli egemenliği
tek amaç edinmiş Türk Ordusu, kanının son damlasına kadar vatan
toprakları uğrunda mücadele etme azmi göstermiştir. Güvene ve övgüye
layık olan kahraman Türk Ordusu, büyük bir zaferle düşmandan arındırıp,
kanlarıyla suladığı Türk toprağını yüce Türk Milleti'ne armağan
etmiştir. Başkomutan Atatürk kahraman Türk Ordusunun büyük zaferini
şu sözleriyle Türk halkına müjdelemiştir:
"Büyük Türk Milleti, Ordularımızın kabiliyet ve kudreti, düşmanlarımıza
dehşet, dostlarımıza güven verecek bir mükemmelliyetteydi. Millet
orduları on dört gün içinde büyük bir düşman ordusunu yok etti.
Dört yüz kilometre aralıksız bir takip yaptı. Anadolu'daki işgal
edilmiş bütün topraklarımızı geri aldı." (Ord. Prof. Dr. Sadi
Irmak, Atatürk Bir Çağ'ın Açılışı, İnkılap Yayınevi, İstanbul,
1984, s.384)
Türk Ordusunun, düşman süngüsüne gözünü kırpmadan, vatan uğruna
göğüs gererek kahramanca savaşmasından duyduğu büyük gururu ise
Atatürk şöyle ifade etmiştir:
"Tarihte, bütün bir vatanı, çok üstün düşman kuvvetleri karşısında
son toprak parçasına kadar karış karış kahramanca ve namuskarane
müdafaa etmiş ve yine varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür.
Türk Ordusu, o cevherde böyle bir ordudur. Yeter ki, ona kumanda
edenler, kumanda edebilmek evsafına haiz bulunsun." (Cihat İmer,
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul,
1981, s. 168)
Atatürk, Türk askerinin, vatan sevgisini ve imanını anlatarak,
eşsiz özelliklerin tarifini bu sözlerinde yapmıştır. Türk askerlerinin
birlik olup oluşturduğu üstün gücü ise şöyle tarif etmiştir:
"Benim için Ordumuzun kıymetini ifadede ölçü şudur: Türk Ordusunun
bir kıtası muadilini behemahal mağlup eder. İki mislini durdurur
ve tespit eder (ve yerine çiviler)." (Cihat İmer, Gazi Mustafa
Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981,
s. 165-166)
Vatanın her yerinde destanlar yazan, şanını tüm uluslara duyuran
büyük Türk Ordusuna Atatürk şu sözlerle hitap etmiştir.
"Türk Ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha
temiz, daha sağlam askere rastgelinmemiştir. Her zaferin mayası
sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla,
itaatinle hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi temiz kalbinle
düşmanı sonunda alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve
teşekkürümü söylemeyi kendime aziz bir borç bilirim." (Cihat İmer,
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul,
1981, s. 171)
HER ZAFERİN ARKASINDA TÜRK ORDUSU
Atatürk her zaferin altındaki imzanın Türk Milleti'ne ve Türk
Ordusuna ait olduğunu çok iyi biliyor ve her konuşmasında bunu mutlaka
vurguluyordu. 1925 yılındaki bir konuşması onun üstün kişiliğinin,
tevazusunun ve Türk Milleti'ne olan güçlü sevgisinin de bir ifadesi
niteliğindedir:
"Bu defa Büyük Millet Meclisi'nin, hakkımda yeni bir rütbe ve
ünvanıyla tecelli eden iltifat ve teveccühü doğrudan doğruya size
râcidir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordu, en ulu bir
gazâ ile mümtaz olan yeni bir ordudur. Sizin kahramanlığınızla,
sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakârlık pahasına kazanılan büyük
muvaffakiyetin millet tarafından takdirine delâlet eden bu rütbe
ve ünvanı, ancak izafe ederek büyük askerlik hayatımın en büyük
iftihar sermayesi olarak taşıyacağım. Cenab-ı Hak, giriştiğimiz
kurtuluş mücadelesinde şerefli silah arkadaşlarıma kendilerini
temyiz eden asaletin, civanmertliğin, kahramanlığın hakkı olan
kati kurtuluşu nasip etsin." (http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu)
Vatanın bölünmez bütünlüğünün korunmasına, halkın her türlü kargaşa
ve anarşiden uzak, refah içinde yaşamasına yönelik gösterilecek
bu çabayı, Atatürk, Cumhuriyetin 15. yıldönümü nedeniyle yaptığı
konuşma sırasında şöyle ifade etmektedir:
"Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman
zaferle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk Ordusu!
Memleketi, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve
musibetlerden ve düşman çizmelerinden nasıl korumuş ve kurtarmışsan,
Cumhuriyetin bugünkü verimli devrinde de askerlik tekniğinin bütün
çağdaş silah ve araçlarıyla donanmış olarak görevini aynı başarılılıkla
yapacağına hiç kuşkum yoktur." (Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal
Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 172)
Hiç şüphesiz şanlı Ordumuz, Atamızın bu isteğini, halkına verdiği
güven ve gururla yerine getirerek, dünyada Türk Silahlı Kuvvetleri
olarak şanlı tarihiyle yerini almaktadır. Büyük bir görev aşkıyla
bu emaneti alan Türk Silahlı Kuvvetleri, Atatürk'ün çizdiği yolda
emin adımlarla taviz vermeden şerefle yürümekte, Türk Milleti'nin
bekasına ve bağımsızlığına karşı gelişen, gizli ve açık her türlü
tehditle mücadele etmektedir.