Üstelik artık Batılı güçler Balkanlar'da kanayan yarayı tedavi
etmeye güçlerinin yetmediğini kendileri de itiraf etmektedirler.
Eski Dışişleri Bakanlarından Hikmet Çetin, Zaman Gazetesi'nde yayınlanan
bir haberde Batı'nın Balkanlar sorununu çözmekte içine düştüğü aciz
durumu şu şekilde ifade etmiştir:
1992 yılında Bosna-Hersek
konusunda bir toplantı yapılıyordu. Türkiye de çağrıldı. Miloseviç,
Karadziç hepsi oturuyorlardı. Benim yanımda Amerika Dışişleri Bakanı
vardı. Yugoslavya'da yedi yıl büyükelçilik yapmış. Bana dönerek
'Siz bu felaket yerlerde 500 yıl nasıl kaldınız?' dedi."1
Görüldüğü üzere Balkanlar'da kalıcı barışın inşa edilmesinin yolu
Türk-İslam kültürünün devlet anlayışından geçmektedir. Bugün her
türlü teknik, teknolojik ve askeri imkana sahip olan Batı, bölgeye
sadece askeri güç yığınağı yapmakla yetinmekte, ancak bölge halklarının
güvende hissedebileceği asayiş ve düzeni sağlayamamaktadır. Aksine
yapılan dış müdahaleler bölgede yaşananları daha da karmaşık hale
getirmekte, zulmün hızını ve şiddetini artırmaktadır.
İşte bu nedenle Türkiye, Osmanlı kimliğine ve tarihine sahip çıkmakla
yükümlüdür. Üstelik bu durum Türkiye için büyük bir stratejik avantaj
da oluşturmaktadır. "Osmanlı" kavramı Türkiye'nin etkisini sınırlarının
çok ötesine taşıyan büyük bir vizyonun adıdır. Bu Balkanlar'da olduğu
gibi Ortadoğu'da da böyledir.
TÜRK DEVLETLERİNİ BAŞARILI KILAN İSLAM AHLAKININ
TEMELLERİ
Onlar ki yeryüzünde kendilerini yerleştirir,
iktidar sahibi kılarsak dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler,
marufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu
Allah'a aittir. (Hac Suresi, 41)
Şüphesiz Allah size emanetleri ehline (sahiplerine)
teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle
hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah size ne güzel öğüt veriyor...
Doğrusu Allah işitendir, görendir. (Nisa Suresi, 58)
Allah sizinle din konsunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan
sürüp çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan
sizi sakındırmaz. Çünkü Allah adalet yapanı sever. (Mümtehine
Suresi, 8)
Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır
ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin
yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. (Nahl
Suresi, 125)
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a)
uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüzçevir. (Araf Suresi,
199)
Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir:
Güzel bir söz güzel bir ağaç gibidir ki onun kökü sabit dalı ise
göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar
için örnekler verir, umulur ki onlar öğüt alıp düşünürler. (İbrahim
Suresi, 24-25)
Onlar bollukta da darlıkta da infak edenler,
öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile
(vaz)geçenlerdir. Allah iyilik yapanları sever. (Al-i İmran Suresi,
134)
İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen en güzel olan
bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır, o zaman (görürsün ki) seninle
onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un)
oluvermiştir. (Fussilet Suresi, 34)
Kaynaklar:
1 İsmail Yediler, "Osmanlı'nın yani İslam'ın",
22 Eylül 1994, Zaman Gazetesi